NE ÇEKTİN SEN BÖYLE, SEVGİLİ YURDUM?

-ADANA-
Mum ışığında ders çalışırlarmış. Ya da bağdaş kurup gaz lambasının alevinde… Kimileri de sokak lambalarının altında.
Türkiye’nin en zeki insanlarıymış onlar. Katledilmekle bitmeyen, kanları oluk oluk akıtılan… İdamlar, işkenceler, sürgünler ve işte 68 kuşağı.
Sonra aynı acıları, bir sonraki 78 kuşağı da tattı. Aynı bedelleri ödediler, aynı işkence tezgâhlarından geçtiler. Hapis yattılar, yargılandılar, insanlık dışı muamelelere maruz kaldılar. Bazı cezaevlerinde onlara zorla dışkı yedirdiler.
İşkenceden ölmeyip yaşama tutunanların çoğu ise bedenlerindeki ağır hasarlar nedeniyle bu dünyaya daha fazla tutunamadı. Dostlarının “Ölümsüzdür” sloganları arasında uğurlandılar yıldızlara.
1980 sonrası kuşaklar ise 30 yıl çalıştı. 1999 öncesi sigortalı olabildiyse açlık sınırı altında emekli oldu.
Bu kuşak, 20’li yaşlarından bu yana başka bir iktidar görmedi. Ömürlerinin en güzel yılları bir hiç gibi geçti.
1990’lardan bugüne ulaşan kuşaklara gelince… İşsizlik, yoksulluk, barınma, açlık, sefalet ve atanamama gibi bir yığın sorunla tanıştılar.
Bugün bir ülkede her 100 çocuktan 32’si yatağa aç giriyorsa bu kimin suçu?
Gençler eğitimden kopuyorsa, milyonlarca genç artık iş bulma umudunu kaybedip anne babasının eline bakıyorsa, çocuklar suça sürükleniyorsa bu suç kimin?
Bir dönem bayrak bayrak tabutlar gelirdi hani bütün yoksul evlere…
Madenlerde göçükler, toplu ölümler, kamyon kasalarından savrulan işçiler, çadır yangınlarında can verenler… Ve hâlâ 70 yaş üzeri insanların inşaatlarda çalışırken gelen ölüm haberleri…
Çevre katliamları, Avrupa’nın çöp deposu haline getirilmemiz, zeytinliklerin ve tarım alanlarının kullanılmaz hale getirilmesi, adım başı maden ruhsatı verilmesi, gürül gürül akan bütün akarsuların üzerine zehir kusan tesislerin inşa edilmesi…
Dalga dalga operasyonlar, tutuklamalar, ev baskınları, gizli tanıklar… Ve acı üstüne acı.
Elbet bitecek acılar bir gün. Mutlaka… Yeni bir şeyler yapmanın zamanıdır şimdi. Yeni umutlara yelken açmanın…
Bir butlan ahlaksızlığı eliyle seçilmiş iradenin gaspına da tanık oluyoruz ya…
İşte tanıklık bile yeter yeni bir yola, yeni bir adım atmak için.
Artık yeter değil mi?
Ne çektin sen böyle, sevgili yurdum?
Çıkıldı artık dönüşü olmayan yola.
Bunca yaşanmışlıktan sonra yorgunuz.
Ama yoldayız.

